hava durumu

hava durumu

598 543 Zeynepnaz Dağ

Başının üstünde kara bulutlar taşıyordu. Simsiyah kurşun gibi ağır bulutlar. Oysa öncesinde her zaman güneşliydi havası. Girdiği ortamı aydınlatan tarzda bir güneşti onunki. O kadar parlaktı ki güneşi, başkalarının bulutları da dayanamazdı onun ışığına. Sımsıcak yapardı etrafı. Peki şimdi nasıl oldu da güneşi ona küsmüştü ? Bir gün önce miydi, bir hafta mı olmuştu yoksa aylardır güneşsiz miydi ? Gülmek içinden gelmediğinde mi gitmişti ? Hoş,artık içinden hiçbir şey yapmak gelmiyordu zaten. Bu sorulara tam olarak cevap veremiyordu. Çünkü güneşi bulutların arkasına saklandığında zaman da durmuştu. Dün, bugün, yarın, geçmiş gelecek hepsi bir aradaydı sanki.

Sürekli asla bitmeyen bir koca günü yaşıyordu kara bulutlarıyla beraber. Nasıl izin verebilmişti, bu bulutların aklını ele geçirmesine. Önce minik minik gelmişlerdi herhalde. Geceleri hep sisli olurdu zaten eskiden de. Ama sabah dağılırdı şüpheli sisler aklından. Güneşi doğduğunda yoluna girerdi her şey.

Sonra bir gün parçalı bulutlu oldu. Gün içinde de bulutlar geçmeye başladı üstünden. Hızlı geçiyorlardı ve güneşinin önünü çok kesemiyorlardı. E, o zaman sıkıntı da yoktu. Dinlemedi güneşinin yardım çağrısını. Bütün endişelerini, kaprislerini, güvensizliklerini içine attı o da. Nasılsa bulutlar güneşini tamamen kesemiyorlardı. Başkalarının kafasında daha fazla bulut varken ne gerek vardı ki konuşmaya ? Önemli değil buluttu geçip giderdi.

Bu sefer farklıydı ama. Geçemedi bir türlü. O sustukça çoğaldı. O yok saydıkça hislerini büyüdü bulutları. Ağırlaştılar sonra. Artık taşıyamıyordu bulutların yükünü. Yorulmuştu çok omzundaki ağırlıktan. Yağmur yağsa rahatlardı aslında. Ama yüzleşmek istemiyordu bulutların içinden dökülceklerle. Göğsünün ortasında hissedebiliyordu yaklaşan kasırgayı. Kaçmak istiyordu her şeyden, herkesten en çok da yağmurdan.

Farkında değildi ama yağmur çok yaklaşmıştı ve sonunda yağmur geldi. Ağlamaya başladı sonunda. İçinde sakladığı her şeye ağladı. Dans etti yağmurun altında. Bütün gizledikleriyle yüzleşti. Kendiyle yüzleşti. Belki de hayatında ilk defa kendini dinledi. En başta yapması gerekeni yaptı sonunda. Kapalı kapı kalmayana kadar zihninin derinliklerindeki tüm kapıları açtı. Kendini tam anlamıyla tanıdı. Herkesle her şeyle olan ilişkisini gözden geçirdi. Kendiyle yüzleşince her şeyi daha net görmeye başladı. Kim ona iyi geliyor, kim ona kötü geliyor, nerede hata yapmıştı, neden hata yapmıştı, gerçekten yanında olanlar kimlerdi ?Belki de dünyada varlığı başladığından beri cevabını bulmaya korktuğu tüm soruların yanıtları çok netti artık önünde.

O içindekileri dışarı çıktıkça yağmur hafifledi. Güneş kendini göstermeye başladı yağmur dinginleşince. Tekrar parlamaya başladı yavaş yavaş. Gökkuşağı çıktı onu kutlamak için. Güneş yerindeydi tekrar. Bulutlar yine arada geldiler. Ama bu sefer bulutların ne demek olduğunu çok iyi anlamıştı. Bir daha kafasını ele geçiremeyeceklerdi. Bulutlar geldi, bulutlar geçti. Ama güneş hep parlamaya devam etti.

Leave a Reply