Muharrem İnce’nin Portresi

Muharrem İnce’nin Portresi

707 490 Kerem Uzdiyen

Siyaset tuhaf şey. Her bir meslek gibi siyaset, politikacılık da 7/24 çalışma gerektiren, öyle hobi niyetine yapılamayacak, dışarıdan göründüğü gibi çok da kolay olmayan bir iştir. Fakat diğer mesleklerden farkı siyasetçinin amacıdır. Demokrasilerde siyasetçi toplumun her bir bireyinin gözüne girmeye, onların oyunu ve dolayısıyla verecekleri yetkiyi almaya çalışır. Bireyler ise tabiki de kendileri işlerinde güçlerinde olduklarından dolayı siyasetçilerin 7/24 yaptıkları işlere çok kulak asmaz, fark etmez. Bu sebeple de siyaset anlar oyunudur.

İşte Muharrem İnce’nin kariyeri de bunun en güzel örneklerinden, birkaç olay tarafından tanımlanmış bir adam. Ve gerçek de bu, bundan fazlası beklenemez. Halk hiç kimseyi tamamiyle tanıyamaz veya Recep Tayyip Erdoğan-vari bir figür olmadığı sürece her saniye ondan bahsedemez. Bazı anlar ile tanır siyasetçiyi. “Sana baktım Recep”, “bir sus be Allah’ın cezası adam”, Yalova seçimlerindeki sabahlama, “adam kazandı”, bitmek bilmez kurultay çağrıları ve 2009’da çıkış yapmasını sağlayan AKP’yi eleştirdiği 10 dakikalık meclis konuşması. İnce’yi bu anlar tanımlıyor. Kendisinin en önemli iki özelliği komik ve hırslı olması.

Bu aralar yine Erdoğan’ın konuşmasına dönen televizyon kanalını terk etmesi şovuyla başlayarak attığı tuhaf tweetlerle ve en son kurultayda kötü bir yere oturtulmasıyla konu oldu Muharrem İnce. Amaç muhtemelen parti kurmak, nihayet lider olmak. Her fırsatta CHP’nin lideri olmaya çalışan Muharrem İnce, bu hayalinin artık gerçekçi olmadığını fark edince rotayı kendisi parti kurmaya çevirdi. Bu isyanında haklı tarafları var mı, elbet. Herkesin haklı olduğu hususlar oluyor ama gerçekçi olalım: İnce kendi iyiliği için fazla hırslı gidiyor. O zaman bakalım İnce nerede haklı, nerede haksız görünüyor. 

Öncelikle, kurultay şikayetinde haklı. İnce partide sözü geçen önemli bir kişilik, herhangi bir Yalova delegesi değil. Fakat, gerçek şu ki: İnce’nin şu an partide kritik bir rolü yok, milletvekili değil, belediye başkanı değil, parti içi muhalefeti sebebiyle lider takımında da değil, yani sıralamada baya bir geride aslında. Bana kalırsa dışarıdan göründüğü kadar haklı değil. Mesela televizyon kanalı meselesinde de durum benzer, dışarıdan bakıldığında tabiki İnce isyanında haklı. Geçen seçimlerde %30’un oy verdiği bir kişiyi kanalına çağırmışken Cumhurbaşkanı’nın zaten her kanalın verdiği alelade bir konuşmasına dönmek yanlış. Fakat İnce’nin bundan zaten haberdar olmama ihtimali ne kadar, işte ondan emin değilim. O sebeple de bana samimi gelmiyor, siyasetçiyi tanımlayan anlardan birini yaratarak sempati kazanma çalışması gibi geliyor. Ne yapabiliriz ki, İnce’nin kariyerini böyle anlar tanımlıyor.

Ne vakit CHP’de bir sıkıntı ve kendisinin yakaladığı bir çıkış olsa, İnce’yi bir koltuk sevdası tuttu. 2014 yerel seçimlerinde siyaset arenasının en önemli kişiliklerinden biri haline geldi İnce, Kemal Kılıçdaroğlu’nun en büyük hatası ise belki de 2014’te gösterdiği Cumhurbaşkanlığı adayıydı. Yerel seçimlerde Yalova’yı 1 oyla AKP’nin kazandığı açıklanması üzerine sabahlayarak itiraz ederek 5 oyla CHP’ye çevirince aldığı övgüyü hak etti ve oradan Cumhurbaşkanlığı seçimi fiyaskosu üzerine kurultaya yürüdü, olmadı. 2015’te Kasım seçimleri hüsranı üzerine bir daha Genel Başkanlık istedi, bu sefer imza toplanmadı. Zaten o seçimlerin başarısız olanı CHP bile değildi ama bu İnce’yi durdurmadı. Nihayet 2018’de Cumhurbaşkanı olma şansı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından ona verildi. Büyük bir onura ve büyük bir yardıma layık görüldü. Karşılığında ise CHP’nin Ecevit’ten beri almadığı bir oyu aldığını öne sürerek Kılıçdaroğlu ile yaptığı aile yemeğinin akabinde Genel Başkanlığı istedi, Kılıçdaroğlu’na kenara çekil onursal başkan ol dedi. Bu da olmayınca CHP’nin Ecevit’ten beri en büyük başarısı olan 2019 Yerel Seçimleri sonrasında bu başarıda hiçbir payı olmamasına rağmen sonraki seçimde bir daha Cumhurbaşkanı adayı olacağını söyledi. Muharrem İnce gerçekten de lider olmayı çok ama çok istedi. 

Peki lider olmayı iddia ettiği gibi hak etti mi? 2018’de gerçekten de iddia edildiği gibi başarılı mıydı? Eğer bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir iddiası varsa zaten unutmalı. Sırf CHP içinde Ankara’yı almış bir Mansur Yavaş ve İstanbul’da 31 Mart’ta gecenin sonuna kadar etkileyici bir performans göstererek 23 Haziran’da AKP’ye aldığı ilk hezimeti yaşatan Ekrem İmamoğlu varken “adam kazandı” fiyaskosuna imza atmış Muharrem İnce böyle bir hak iddia edemez. Bunun dışında Ali Babacan gibi ortak aday ihtimalleri de girince İnce tamamen fotoğrafın dışında kalıyor. 

Hatta bundan önceki seçim performanslarına bakılırsa bir kişi daha İnce’den daha başarılı ve adaylığı daha çok hak ediyor: Ekmeleddin İhsanoğlu. CHP 2014’te seçimlere Gezi Parkı’ndan bir yıl sonra yıpranmış, yerel seçimlerde oldukça zayıf bir performans göstermiş şekilde giderken karşısında henüz ekonomi çökmemişken bir Erdoğan ve ilk patlamasını yaparak büyük sükse yaratan Selahattin Demirtaş’ı buldu. CHP, MHP ile çatı aday gösterme amacıyla parti profilini bıraktım muhalif profile hiç uymayan, halk nezdinde hiçbir karşılığı olmayan, gerçekten de çok zayıf bir aday olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu gösterdi. Hem CHP hem MHP seçmeni küstü, katılım %74’te kaldı, bazıları Demirtaş’a oy verdi, MHP’nin desteksizliği şüphesiz Erdoğan’a da oy kaydırdı. Sonuçta İhsanoğlu %38.5 oy aldı.

2018’de ise Muharrem İnce vardı. Antidemokratik eğilimlerini artırmış, referandumda büyük şehirleri kaybederek muhaliflere göre hileyle yeni sistemi kılpayı geçirmiş ve kriz eşiğindeki bir ekonomiyi yöneten Erdoğan ve kampanyasını cezaevinden yürütmek zorunda kalan adaylığı bir protestodan öteye gitmeyen Demirtaş yeniden aday oldular. İnce ve Akşener ise bir önceki seçimde İhsanoğlu’nu aday gösteren kitlenin adaylarıydı. Güçlü olan tarafın adayı İnce il il gezdi, her yerde miting yaptı, büyük sükse yarattı, muhalefeti konsolide etti gibi göründü, Akşener’in adeta yok sayılması ile seçime favori girdi. Seçmen bu sefer sandığa akın etti ve katılım %86’nın üzerini gördü. Sonuç: Muharrem İnce %30.5 oy aldı. Akşener’le toplandığında bile aldığı oy %38’i bulmadı. 

Sayılara gerçekçi bakınca İnce başarısız oldu.

İyisiyle kötüsüyle Muharrem İnce de bir başka siyasetçi işte. Seveni de var sevmeyeni de… Fakat İnce gibi hayatımızı değiştirme potansiyeli olan siyasileri iyi değerlendirmemiz, iyi tanımamız lazım. Selametle.

Leave a Reply